“Sevgili Okur;
Bolluğun tarihte hiç olmadığı kadar parladığı bir çağda yaşıyoruz; ekranlar, vitrinler, kampanyalar ve markalar… Üretim artıyor, teknoloji hızlanıyor, dünya genişliyormuş gibi görünürken bunların gölgesinde milyonlarca insanın hayatı daralıyor. Sistemin ürettiği ritim bu; her şey mümkün ama herkes için değil. Tüketimin dili “yetersiz olan sensin” diye fısıldarken geleceği küçülen, öz saygısı kırılan, içine doğru çekilen bireyler üretiyor. Emeğin anlamını ve değerini saklayan, mülkiyeti parlatan bir düzenin üretimi bu.
Sanatımız bu gerilimi görüyor. Bolluğun dışına itilen hayatlara ışık tutmaya çalıştığı gibi, bunun içinden filizlenen dayanışmayı, yaratıcılığı ve dönüşme arzusunu da görüyor. Bu dosya, tam da bunu tartışmak için açılıyor: Bolluk çağında büyüyen yoksulluğu, onun kültürel gölgelerini, sanatın bu gölgelerle kurduğu bağı ve aynı zamanda bu gölgelerin arasından yükselen ışığı. Çünkü sanat yalnızca tanıklık etmez; yeni bir ihtimali fısıldar. Hayal kurar, yok sayılana bir yer açar, geleceği yeniden yazar.
Sanatımız bu düzenin değişeceğini hatırlatan dilimizdir. Bu sayıyı hazırlarken derdimiz yalnızca yoksulluğu göstermek değil; bolluğun eşitçe paylaşıldığı bir dünyayı düşleme cesaretini büyütmektir.
Keyifli okumalar dileriz…”


