Bu mektuplar, çok dar bir zaman diliminde son derece sınırlı bir bölgede yapılan gözlemler, görüşmeler ve okumalar üzerinden Venezuela’daki duruma bir yaklaşım getirmeye çalışıyor. Zamansal ve mekansal sınırlılık, gözlemi son derece sınırlıyor kuşkusuz. Ama her şeye rağmen okura Bolivarcı Venezuela’yı anlamak için belirli bir zemin sunuyor.
Elinizdeki kitapçık bir “gezi rehberi” değil. Bir ülkenin devrimini, güncel gerçekliğini çok mütevazı bir şekilde yansıtmaya çalışan gözlemler sadece.
Mektupların sonuncusunun yazıldığı tarih üzerinden henüz iki ay bile geçmiş değil. Aralık ayının 12’si… Buna rağmen, bu iki aydan kısa sürelik zaman diliminde öylesine çok olay ve gelişme yaşandı ki! Venezuela, İran, Suriye, tekrar İran, Ukrayna, Epstein bataklığı… Şimdi mektuplar sanki yıllar öncesine aitmiş gibi görünüyor.
Tarih hiç olmadığı kadar “kısa tarih”!


