Fırtınanın Ortasında
“Fırtınanın ortasında” yaşadığımız dönemi anlatabilecek en iyi kavram olabilir. Savaşlar, ekonomik krizler, katliama dönüşen afetler… Tüm bunların yanında daha iyi ve özgür bir yaşam için mücadele eden, ayaklanan halklar, işçiler, gençler, kadınlar…
Tüm bu fırtınanın ortasında yeni bir yaşam örmeye çalışıyoruz. Yaşanan her tür saldırının, her ayaklanmanın ortasında durup, yaşadıklarımızı Marksizm-Leninizmin, bilimsel sosyalizmin süzgecinden geçirip değerlendirmeye, sonraki adımlarımız için dersler çıkarmaya çalışıyoruz.
Leninist Teori kitap dizisi, kapaklarını büyük çoğunlukla Marksizm-Leninizmin önderlerine ayırdı. Bu sayının kapağına ise enternasyonal mücadelenin sembolü haline gelmiş Ernesto “Che” Guevara yer alıyor.
Gerek “Che”nin Küba Devrimindeki büyük rolü, gerekse Latin Amerika halklarının özgürlüğü için kıtanın bir ucundan diğer ucuna savaşımı, onu dünya devrim tarihinin önderlerinden biri haline getirdi. Ve “Che”yi Arjantin’den alıp Küba’ya götüren ve zafere ulaşan devrim, tüm dünya devrimcilerine umut aşıladı.
Küba’nın tugayları sadece özgürlükler için emperyalizme karşı savaşan halklarla omuz omuza kavgaya atılmadı; Küba’nın öğretmen tugayları, sağlık tugayları ihtiyacı olan her ülkeye yardıma koştu, pandemi sırasında kapitalist Avrupa ülkeleri dahil!..
Ve on yıllar boyu hem askeri saldırılara, suikast girişimlerine, politik ve kültürel saldırılara karşı asla teslim olmadı, baş eğmezliğin sembolü oldu. Bundandır ABD emperyalizminin olanca hışmı ile saldırılara devam etmesi. Bundandır onlarca yıldır ablukanın yarattığı yoksulluğa rağmen teslim alamadığı bir halka daha da yoksulluk dayatması. Enerji akışını keserek bir halkı ölümle burun buruna getiren emperyalizm, yine de devrimci Küba halkını teslim alamadı.
Şan olsun Küba Devrimini yaratan ve yaşatanlara!
Bu “fırtınanın ortasında” doludizgin süren kavganın ufkunda özgür ve mutlu bir dünya şimdiden yükseliyor…




