Teorik, Politik, Pratik Notlar 1

Yeni Olanı Kavramak

Yeni şeyler söylemek, yeni olanı kavramakla olur. Yeni olanı kavramak, yarınlar hakkında bir şeyler söylemeyi de içerir. Olgularla sınırlanan görüş ortaya koyanlar, yarınlar için bugünden, herhangi bir görüş geliştiremezler. Biz, yarın üstüne ana hatlarıyla bir şeyler söyleyebiliriz.

Yaşam sürekli değişim halinde. Sürekli yeni olgular, yeni süreçler ortaya çıkıyor. Hareket halindeki kitlelerin önünü aydınlatmak için, yeni olanın ne olduğu konusunda net fikirlerimiz olmalıdır.

Bugün, ileri tarihsel koşulları ya da gelişmiş maddi koşulları kavramak neden önemli? Çünkü bugünkü koşullar, toplumun köklü dönüşümünün zeminidir. Oluşan bu yeni durumun kendisi, daima dönüşüm içinde. Yarın bambaşka ileri tarihsel koşullardan söz edeceğiz. Bunu anlamak ve açıklamak çok önemli, çünkü işçi sınıfı partisinin program hedeflerini saptamasıyla bağıntılıdır. Çünkü hareket, daha ileri noktadan devam eder.

Bugün, toplumda eğitim düzeyi yüksek seviyede. İnsanlar daha kültürlü, bilinç düzeyi yüksek, dünyayı anlama ve yorumlamada daha ileri noktada. Ortalama zekâ düzeyi daha yüksek. Her şey yoğun biçimde tartışılıyor. Bu toplum, bugün ortaya çıkan kadın ve erkek ilişkilerine dar geliyor. Artık başka bir özne var. İşçi hareketi, kadın hareketi, gençlik hareketi yeni yönler, yeni yol ve yöntemlerle kendini ifade ediyor. Geniş kitlelerde, insani geleceğe dönük ortak duygular ve bakış oluşuyor. Tüm bu olgular yeni olandır ve doğmakta olan topluma geçişin zorunluluğunu anlatıyor.

Kısacası, insani tarih öncesi tarih krizde, çöküşte, çözülüp dağılıyor.

Tarih ve sınıf savaşının gelişimi, insan toplumuna geçişi, bir çözüm olarak, gerçek bir çıkış olarak önümüze getirmiştir.

 

Teori ve Pratiğin Birliği Bir Gerçekliktir

Teorinin tarihsel hareketle birleşmesi ya da aynı anlama gelmek üzere teori ve pratiğin birliği, soyut bir formülasyon, bir slogan değil, bir gerçekliktir. 1917 Sosyalist Ekim Devrimi, teori ve pratiğin birliğinin bir gerçeklik olduğunu ortaya koydu. 20. yüzyılın bütün toplumsal devrimleri teori ve pratiğin birliği temelinde gerçekleşti. Teori ve pratiğin birliği olmadan ne devrim gerçekleşir ne de sosyalizm kurulabilir.

Proletaryanın devrimci sınıf partisinin devrim programı, teori ve pratiğin birliğinin bir anlatımıdır. Sosyalizm, yalnızca bir program ifadesi değil, devrimci sınıf partisiyle politik bir harekettir. Sosyalizm, sosyalist topluma geçilmesiyle toplumsal bir sistem haline gelir. Teori ve pratiğin birliği hem politik işçi hareketinde, hem de bir toplumsal sistem olarak sosyalizmde bir gerçekliktir.

İşçiler sadece bir güç değil, aynı zamanda akıldır. Yani teori ve pratiğin birliği, örgütlü, hareket halinde olan işçilerde somutlanır. Bu bir gerçekliktir.

Komünist topluma geçişle birlikte, sosyalist toplumla başlayan ve toplumun sürekli dönüşümünün sonucu olan kafa emeğiyle kol emeğinin ayrımının kalkması sonucu kafa emeği ve kol emeği üreticilerde birleşir.

İşçi sınıfı partisinin, işçi sınıfının kurtuluşu yolunda doğru kararlar alması, kendi başına yeterli değildir. Doğru kararlar almak ilk adımdır, ikinci adım ise alınan kararların hayata geçmesidir. Bu teori ve pratiğin birliği bir gerçeklik olduğunda gerçekleşir.

 

Basit Yanıtlar Vermek 

Sermayenin artı değer sömürüsü, siyasal baskı, şiddet ve saldırılardan ayrılamaz. Güncel olarak yapılan her şey uç noktaya vardırıldı. Olgunun temeline kadar inemeyenler, buna basit yanıtlar veriyor. Yönetenlerin baskıyı bu denli artırması, güncel burjuva toplumun kriz, çürüme ve çöküş içinde olmasıyla açıklanmalıdır. Emperyalist gericiliğin 11 Eylül’de başlattığı 3. Dünya Savaşı, işgal, tehdit, kuşatma, bu sistemin büyük ve sıçramalı çöküşüyle anlatılmalı. Kapitalist gericiliğin karşıtına gebe olduğu ortaya konmadan, verilen her yanıt basit olacaktır. Burjuvazi, doğmakta olan toplumun hızlanmasını durduramadığı içindir ki, gerici şiddeti en üst düzeye çıkardı. Fakat her şeyin karşıtına dönüştüğü bir çağda, politik şiddet, eski olanı, ömrünü tamamlamış olanı, uzun süre ayakta tutmaya yetmez. Aksine, yeni yaşam biçimine geçişi daha yakın duruma, bir ölüm kalım sorunu haline getiriyor.

 

Toplumsal Bir Güç Olmak

İşçi sınıfının devrimci partisi, yalnızca politik bir güç değil, aynı zamanda toplumsal bir güç durumuna geldiğinde sınıf hareketine pratikte yön verebilir. Toplumsal bir güç olmak için, işçilerle yakın ilişkide olmak gerekiyor. İşçi kitlelerinin en ileri, en tutarlı ve en mücadeleci kesimleriyle çok sıkı ilişki ve bağ içinde olmalıyız. O zaman, sınıf mücadelesinde, işçi eylemlerinde söz sahibi konumuna geliriz.

Toplumsal bir güç olmayı, reformist siyasetlerin alıp kullandığı anlamda anlarsak ortaya kof bir güç çıkar. Mesele yalnızca bir güç olmak değil, temel devrimci hedefler uğruna dövüşen gerçek bir güç olmaktır. Devrimci güç olmaktır. Buradan da anlaşılacağı gibi, devrimci bir içerikte söylenen toplumsal bir güç olmak tespiti, uzlaşmacı siyasetlerin ağzında, devrimci olan ne varsa yitiriyor, geriye içeriksiz laf kalıyor.

 

Devrimci Çağ

Devrimci çağın pratik uygulamaları, her ülkedeki işçilerin sınıf mücadelesine itiş veriyor. Çağın kendisi, kapitalist dünyanın her köşesinde sonuçlarını gösterdi: Çeyrek yüzyıldan bu yana, birçok merkezde ayaklanmalar patlak verdi. Ayaklanmaların bazıları küresel düzeyde gerçekleşti. Devrimle sonuçlananlar oldu. Devrimci çağın sayısız yeni örneğini yaşayacağımız çok kesin. Devrimci çağ, devrimin bir koşulu olan, dünyada devrim için objektif şartların oluşması ve sürekliliği demektir.

Mesele, her ülkedeki işçi hareketinin, devrimci çağın yarattığı olanakları doğru yönde değerlendirmesidir. Kuşkusuz, her devrim kendi dinamiklerine sahiptir. Fakat devrimci dinamikler, devrimci çağı arkasına alarak, hedefine ulaşma anlayış ve becerisini göstermelidir. İşçi sınıfı hareketi, emeğin devrimci iktidarı hedefiyle hareket etmiyorsa, devrim için objektif koşulların doğması, kendi başına hiçbir şey ifade etmiyor. Devrimci çağ, sınıf mücadelesinin daha ileri bir noktadan sürdürülmesini sağlıyor. Bu aşamada, öznenin öznel çabaları sonuca ulaşmada belirleyici bir rol oynar.

 

Bütünsel Devrim

İşçi sınıfının hedefi bütünsel devrimdir. Ya da işçilerin toplumsal devrimi bütünsel bir devrimdir. Bütünsel devrim, insan ilişkilerinin her alanına dokunan ve dönüştüren devrimdir. Bu devrim, eski toplumun temel direklerini ortada bırakmaz. Özel mülkiyetin temellerine kadar gider. Gerçekliği dönüştürmek ve var olan gerçekliğin yerine başka bir gerçekliği koymak bütünsel devrimin hedefidir.

Lenin, bütünsel bir devrim hedefine sahipti. Lenin 1917’de bütünsel devrimi pratik olarak hayata geçirdi, insanın bütün ilişkilerine dokundu. İşçilerin toplumsal devrimi, bütünsel bir devrim olarak insanın ve toplumunun dönüşümünü süreklileştiren radikal bir devrimdir.

 

Yeni Devrimciler Kuşağı

20. yüzyılın ikinci yarısında, yeni bir devrimciler kuşağı çıktı. Yeni devrimciler kuşağı, daha çok emperyalist ülkelerin dışında ortaya çıktı. Geçen yüzyılın ikinci yarısında mücadeleye damgasını vuran ve hareketi sürükleyen, bu kuşaktır. Yeni bir dünyayı devrimci tarzda kurmak için, görülmedik bir savaşa girdi. İsyan ve ayaklanmalarla emperyalist-kapitalist sistemi sarstı. Enternasyonal dayanışma, dayanışma ile sınırlı değildir, ortaklaşa savaşmayı içerir. Yeni devrimciler kuşağı, toplumsal kurtuluşçudur, ama aynı zamanda doğa savaşçısıdır. Emeğin ve doğanın kapitalizmin zincirlerinden kurtuluşunu hedefler. Doksanlardan sonra, önceki kuşağın birikimlerine, deneyimlerine dayanan, fakat daha ileri giden yepyeni bir devrimciler kuşağı çıktı. Yeni devrimciler kuşağı, son çeyrek yüzyılı aşan bir dönemi tarihin en zengin olaylı dönemini başlattı. Tarihi sürece yeni bir hız verdi. Yeni devrimci kuşaklar daha ileri gidecektir.

 

Sosyalizme Kendi Yolundan Geçecekler

Yeni kuşaklar farklı koşullarda tarih yapıyorlar. Dolayısıyla farklı yollardan sosyalizme geçecekler. Sosyalizme geçiş biçimleri sonsuzcadır. Her yeni kuşak, sosyalizme farklı yollardan gidecektir. Genç kuşaklar, sosyalizme kendi yolundan gidecektir.

Dünyada, yakın tarihte yapılan eylemlere bakın, ortaya çıkan eylem biçimleri; gençliğin yaratıcılığının örnekleridir. Hiç kimse önceki kuşakların yaptıklarının tekrarını beklemesin. Eylemde ve örgütlenmede yeni olanla tanışacağız. Gezi’de, 19 Mart’ta ve sayısız eylemde gençliğin, işçilerin, kadınların nasıl bir yaratıcılık sergilediklerini gördük. Düşman, eski eylem biçimlerine göre önlem alırken, hiç beklemediği, yeni eylem biçimleri karşısında şaşkınlığa düşüyor. Mücadele ve eylemin her alanında yaratıcılık, devrimin düşman karşısında tartışılmaz bir üstünlüğüdür.

Kitleler her yerde başkaldırıyor. Her yerde, kapitalizme ateş açılıyor. Devrim fırtınası, ülkelerde devrim kavgası ve dünya devrimi durdurulamaz bir yükseliş halinde. İnsanı iliklerine kadar sarsan bir gelişme yaşanıyor.

 

Özgürlük ve İnsani Toplum İçin Kestirme Yollar

Ekonomik kriz, kendi başına, kapitalizmin bugünkü durumunu açıklamaz. Günceli anlamak için, ekonomik kriz, politik ve toplumsal krizle birlikte ele alınmalı. Yapısal krizi, çürüme ve çöküşle birlikte değerlendirdiğimizde, kapitalist sistemin geldiği yeri açıklamış oluruz.

Kapitalist krizin, çürüme ve çöküşün derinliklerinde bir çelişki yatmaktadır. Bir yanıyla büyük bir yıkım getirirken, ama aynı zamanda sistemden kurtulmak ve özgürlük için kestirme arzular ve yollar gündeme getirir. Özgürlüğe ve insanca koşullara ulaşmanın kestirme yolu, toplumsal devrimdir. Kapitalizmin çelişkisi, devrimin çözüm olduğu gerçeğini herkese kabul ettiren bir noktaya varmıştır.

1917 Ekim Devrimi ve 20. yüzyılın tüm toplumsal devrimleri, özgürlüğe ve yeni bir topluma ulaşmanın kestirme yolunu ve yöntemini somutladı.

Sistemin içinde olduğu durumuyla bağıntılı olarak artan saldırganlığı, emperyalizmin işgali, tehdidi, tamamen insani temeller üzerinde inşa edilecek yepyeni bir toplumun ne kadar acil olduğunu küresel düzeyde ortaya koyuyor.

 

Rosa’nın Sözlerinin Devrimci Anlamı

Rosa’nın “Ya Sosyalizm Ya Barbarlık” sözü bir slogan değildir. Sloganla kapitalist dehşet ve vahşet ortadan kaldırılamaz. Kapitalist barbarlık, ancak bütün toplumsal-ekonomik temeli yok edilirse, kapitalist toplumun yerine yeni ve insani bir toplum geçerse ortadan kalkar. Kapitalizmden sosyalizme eylemle, radikal bir devrimle geçilir. Rosa Luxemburg’un sözleri, bu temelde anlaşılmalı. Devrim, kapitalizmin yarattığı büyük tehlike karşısında geleceğe ertelenemez. Devrimin, devrimci yoldan iktidara gelmenin aciliyeti ortadadır. Rosa Luxemburg’un sözleri, devrimin zorunluluğu ve aciliyetini ortaya koyduğu gibi, bu sözler Avrupa’da devrim ve dünya devrimiyle bağı içinde anlaşılabilir.

Rosa Luxemburg’un sözlerini, günümüz gerçekliğinde şöyle açıklayabiliriz: Bugünkü durumu tersine çevirmezsek, insanlık, kapitalizmin daha büyük dehşeti ve vahşetiyle karşılaşacaktır. Aynı zamanda bugünkü koşulları tersine çevirecek bir güce sahibiz. Devrim büyük bir dünya gücüdür. İvedi görev ya da yükümlülük, devrimin ve dünya devriminin zaferini gerçekleştirmektir.

 

Devrimci Güçler

Yakın tarihte, dünyada, bir fırtına gibi esen sınıf savaşı, kitlelerin devrimci potansiyelini ortaya çıkardı. İşçi sınıfıyla birlikte hareket eden güçlerin mücadelede nasıl bir yer tuttuklarını daha belirgin olarak öne çıkardı.

Kadın işçiler, işçi sınıfının etkin bir gücü olduğunu güncel sınıf savaşının her alanında tekrar tekrar ortaya koydu. Kadın özgürlük hareketi, yakın dönemin tüm isyan ve ayaklanmalarında ve devrimlerinde ön saflarda yerini almıştır. Kadınların devrimci olarak akıl gücü ve güç olarak yeni olması devrimin zaferi için ölüm-kalım sorunudur. Yine yakın tarihteki sınıf savaşının açığa çıkardığı sonuçlardan biri, gençliğin ne kadar büyük bir devrimci potansiyele sahip olduğudur. Devrimci gençlik hareketinin devrimin aktif savaşçıları olduğu, etkili biçimde bir kez daha gözlerimizin önüne serildi. İşçi sınıfı aydınlarının hem nicel olarak hem de politik olarak, proletaryanın sınıf kavgasındaki etkisi ve ağırlığı artıyor. Köylülüğün, özellikle de yoksul köylülüğün tekelci kapitalizme karşı mücadelede koydukları pratik, küresel ölçekte çok belirgindir. Ayrıca Avrupa’daki mültecilerin devrimci rolünü, ABD’de siyahilerin ve Latin Amerikalı kitlelerin devrimci rolünün altını çizmemiz gerekiyor.

Kitlelerin ve devrimin önderi, işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı burjuvazinin sınıf egemenliğini yıkma savaşında, büyük bir devrimci potansiyeli birleşik bir güç olarak harekete geçirebilir.

 

Kopuş

Kapitalist toplumdan radikal kopuş devrimde gerçekleşir. Bu devrim ileriye giden bir devrimdir. Eski toplumdan kopuş, devrimin derine gitmesiyle, bireyin ve toplumun dönüşümüyle devam eder. Dönüşüm, ekonomik ve toplumsal alandaki ilerlemeyle bağıntılı olarak kültür, sanat, estetik vb. alandaki değişimlerle daha da derinleşir.

Kopuş, bugünden başlayan bir süreçtir. Devrimde kopuş anidir. Koşullarda ve insanda dönüşüm aynı anda olur. Kapitalist toplum koşullarında, düşünsel ve pratikte öncüyle başlayan kopuş, milyonlarca insana kadar ulaşır. Günümüzde Marksizm-Leninizm, kitlelerin zengin devrimci sosyalist pratiğiyle, sosyalizmin bir toplumsal sistem olarak varlığıyla, insanların düşüncesi değişti. Dolayısıyla, milyonlar eski toplumdan kopuşta. İnsanlar koşulları dönüştürürken kendilerini de dönüştürdü. Bu, eski toplumsal sistemden kopuştur.

 

Sert Eleştiri

Burjuvazinin, burjuva sınıf egemenliğinin ve sınıf düzenin sert eleştirisi, işçilerin iktidarı ele geçirme temel devrimci hedefinin bir parçasıdır. İşçiler, halk kitlelerini bu yolla iktidara hazırlar. Burjuvazinin eleştirisi, burjuva partilerini de kapsar. Bu partiler, burjuva egemenliğinin siyasal araçlarıdır ve siyasal egemenliğe toplumsal kitle tabanı oluştururlar.

Bütün burjuva partilerin sınıf karakteri, izledikleri politikanın hangi sınıfa hizmet ettiği ortaya konmalı, kitleler bu konuda sürekli aydınlatılmalıdır. Bu temelde yapılan eleştiriler işçi sınıfına gerçek bakış kazandırır. Emekçi sınıfı, egemen sınıfın partilerini ve politikalarını bu bakış açısıyla değerlendirmelidir. Bu, işçilerin, burjuva partilerin karşısında kendi bağımsız sınıf politikasının koşuludur.

Küçük burjuvazinin sınıf konumundan hareket eden reformist ve oportünist hareketler burjuvaziye ve onların partilerine karşı ancak ılımlı ve uzlaşmacı eleştiride bulunurlar, çünkü onlarla köprüleri atmak istemezler. İşçi sınıfı ise, burjuvazi ve partilerine karşı içerik ve biçim olarak sert, acımasız eleştiri yapar. Çünkü düşman sınıfın gerçek teşhiri bu yolla yapılır. Sömürücülerin acımasız eleştirisi kitleleri devrime hazırlar. Eleştiri silahı burjuvaziye karşı savaşta, işçilerin etkin bir mücadele aracıdır.

 

Olgunluk Çağı

Marx’ın kapitalist sistem tahlili derinliklidir. Yapılan tahlil bugünü de karşılar, bugün de bize yol açar. Dünyayı dönüştürecek devrimci güçler tahlili bugün de önemini koruyor.

Marx’ın görüşlerinin kendi zamanında daha sınırlı bir uygulaması görülürken, 20. yüzyılda daha yaygın olarak uygulandı. Daha geniş kitlelerce kavrandı ve maddi bir güç, dünyayı değiştiren etkin bir güç oldu. Marx döneminde toplumsal oluşum başlangıç halindeydi. 20. yüzyılda maddi koşullar hızla olgunlaştı. Tarih ileri toplumsal koşullara vardı. Bununla bağıntılı olarak, kapitalizmin çelişkileri gelişti. Yine bu gelişmeyle ilintili biçimde, proletaryanın sınıf sahası büyük ilerleme kaydetti. Çağımız, her bakımdan olgunluk çağıdır. Bu çağda teori yaygın ve yoğun biçimde hayata geçti. Evrensel gelişimle aynı doğrultuda olan görüşler, gelişmenin başlangıç durumundan çok ileriki aşamalarında, oluşumun olgunluk aşamasında uygulama alanı bulur.

 

Bugünkü Durum Tersine Çevrilmezse

ABD emperyalizminin, Venezuela’da askeri saldırıyla Maduro’yu kaçırıp tutsak alması, 11 Eylül ile başlatılan savaşın yeni bir aşamasıdır. ABD, 11 Eylül’ü kendisi planladı ve yaptırdı. Amaç 3. Dünya savaşını kendi yönünden ve kendi inisiyatifinde başlatmaktı. ABD, 2001 11 Eylül’le “sonsuz savaş” ilan etti. Savaşın cepheleri sürekli yeni alanlara doğru genişletildi. Bunun temelinde, ABD’nin çöken dünya hegemonyasını yeniden sağlamak düşüncesi yatıyor. Çeyrek yüzyılda yapılanlara rağmen, hegemonyasını yeniden oluşturamadı. Venezuela saldırısıyla yeni bir şok yaratma ve bunun yarattığı dehşetle, kendi önünde diz çökülmezse, çıkarları daha da tehlikeye girerse, dünyanın başına nelerin geleceğini göstermek istedi. ABD emperyalizminin, kendi çıkarları için nükleer silahlara başvuracağı bugünden bilinmelidir. ABD, savaşı daha üst bir aşamaya çıkarmaktan çekinmeyecektir. Kuşkusuz anlattığımız şey, yalnızca ABD ile sınırlı değildir. Tüm emperyalist güçler için de doğrudur. Bir bütün olarak emperyalist kapitalist sistem için geçerlidir. Fakat, tüm bunlar, dünya proletaryası ve halkların gidişata ayaklanarak ve dünya devrimiyle el koyması ve yeni bir geleceği başlatmasından başka bir sonuca yol açmaz. Dünyada bu yönde bir savaş sürüyor ve devrim yükseliş çizgisinde. Devrimler ve dünya devrimi durdurulamaz bir güçle ilerliyor. Bugünkü durum tersine çevrilecektir.

 

Devrimin Tüm Koşulları

Devrim için, devrimin tüm koşulları bir araya gelmelidir. Devrimin koşulları nesnel koşullar ve öznel koşullardır. Bu koşulların yanında teori ve pratiğin birliği sağlanmalıdır. Devrimci durumun varlığı koşullarında devrimin gerçekleştirilmesi irade ve eyleme bağlıdır.

Yeni bir tarih, bu uğrakta yapılır. İktidarın emekçi halkın eline geçmesi için en büyük savaşım bu uğrakta gerçekleşir. Kitlelerin eylem biçimleri ve örgütlenmede yaratıcılığı bu uğrakta en coşkun biçimde hayata geçer. Bu uğrakta kitleler, doğrudan doğruya, açıktan açığa, burjuva sınıf egemenliğini devirmeyi hedefler. Kitlelerin tüm yıkım ve devrimci gücü burada en etkin biçimde harekete geçirilir.

Gezi’de ve 19 Mart’ta, kitleler yeni eylem biçimleri ve yeni örgütlenme örneklerini oluştururken yaratıcılığı hangi noktaya vardırdığını gördük. Yakın tarihte dünyanın birçok merkezinde örgütlenme ve eylemde yenilikler, örnekler yaratıldı. Devrimci özne, nesnel ve öznel koşulların bir araya toplandığı, teori ve pratiğin birliğinin oluştuğu uğrakta, yaratıcılığının doruğuna ulaşır.

 

Meydan Okumak 

Devrimci sınıfın, kapitalist sisteme meydan okumasının derinlikli ve kapsamlı içeriği var. İşçi sınıfının bağımsız bir sınıf olarak tarih sahnesine çıkması, kapitalist sisteme meydan okumadır. İşçilerin sınıf partisi biçiminde örgütlenmesi ve mücadele etmesi, eski dünyaya mutlak meydan okumaktır. Ücretli emekçilerin iktidara gelmesi ve toplumu yeniden örgütlemesi, kapitalist sisteme mutlak meydan okumaktır.

Proletaryanın sınıf mücadelesi tarihi ve sosyalizm tarihi, devrimci sınıfın, insanın tarih öncesine meydan okuması tarihidir. 1917 Ekim Sosyalist Devrimi, eski dünyanın kuşatmasına karşı varlığıyla meydan okudu. Küba Devrimi, dünyanın en güçlü kapitalist gücü karşısında on yıllarca ayakta kalarak, sadece ABD emperyalizmine karşı değil, bir bütün olarak emperyalist kapitalist sisteme meydan okudu.

 

Sokaklar Zamanı

Sokaklardaki ayaklanmalar, uzun zamandır, ezilen ve sömürülenlerin başat eylemi oldu. Birçok ülkede ise sonucu belirledi. Sokaklar devrimi hazırladı. Burjuva parlamentarizminin az çok işlediği ülkelerde de sokaklar öndedir. Kitleler, on yıllarca süren mücadele sürecinde zengin deneyimler edindi. Deneyimler öğreticidir. Bu, yaşayarak öğrenmektir.

Parlamenter yapılar, emekçi halk kitlelerinin sorunlarına hiçbir çözüm getirmedi ve getiremez de. Bu yapılar kitleleri sisteme bağlama rolünü üstlenmiştir. Deneyimler, emekçi kitlelerin, kendi geleceğini kendi eline alması gerektiğini onlara öğretti. Böylesi yüksek bağımsız bir bilince ulaşmalarında, devrimci komünist hareketin tartışmasız rolü var. Kendi kaderlerini belirlemek için, kendi tarafından doğrudan yönetim için, sokaklarda isyan ve genel ayaklanmanın gücüne başvurdular.

Bağımlı kapitalist ülkelerde uzlaşmaz sınıf çelişkileri keskindir. Burada sınıf savaşı, gerçek savaş biçimini almıştır. Barikat savaşı, isyan ve ayaklanma biçiminde sokak savaşları, esas biçim oldu. Mücadele, gerçek devrimci mücadele olarak yürütüldü. Bağımlı kapitalist ülkelerdeki mücadele biçimleri, yakın tarihte de emperyalist kapitalist sistemin genelinde başvurulan, baskın biçim haline geldi.

Sokaklar, emekçi halkın, kadınların, gençliğin gücünü, enerjisini ve yeteneğini birleştirdiği birleşik mücadele alanlarıdır. “Şimdi sokaklar zamanı” olmasının, devrimin güncelliğiyle bağı var. Sokaklara önemini kazandıran devrimin güncelliğidir. Birleşik mücadeleye de aynı temelde yaklaşılmalıdır.

 

Devrimin Dili

Mücadelenin başında yürüyen halklar, bir dönem dünyadaki genel mücadeleye damgasını vurmuştur. Sonra devrim dalgası başka alanlara kayınca, devrimin dili değişmiştir. 19. yüzyılın sonlarında, 20. yüzyılın başına kadar devrimin dili Almanca idi. Üç Büyük Rus Devriminden sonra ise Rusça oldu. Yüzyıl boyunca başka dillerde konuşuldu devrim, mesela Çince, İspanyolca… Günümüzde bütün halklar, devrim kavgasına atılmıştır. Devrim birçok dilde konuşulur. Dünya devrimi her dilde konuşulacaktır. Bu, devrimin tek yanlı örneğinin aşılmasıdır. Dünya devriminin gelişimi ve zaferiyle, sosyalizmin tek yanlı örneğinin yerini sosyalizmin gelişmiş ve çok yanlı örneği alacaktır. İleri tarihsel koşullarda sosyalizme geçişin sonucu, yeni ve daha ileri toplumun gelişmiş örneği olacaktır.

 

Proletarya Ulussuzluğu Temsil Ediyor

Birçok ülkede proletarya, belli bir ulusun işçilerinden oluşmuyor. Birçok ulustan gelen işçilerden oluşuyor. Avrupa’nın tüm ülkelerinde proletaryanın durumu böyledir. Bu ülkelerde, belirli bir ulus işçileri nicel olarak ağırlıkta olsa da, başka uluslardan gelen işçiler de varlığını sürdürüyor. Mesela Britanya proletaryasını, İngiliz işçilerinin yanında Asya’dan, Afrika’dan gelen işçiler oluşturuyor. Bu durum Fransa için de, Almanya için de, diğerleri için de geçerli. Proletarya, buralarda ulussuzluğu temsil ediyor. Amerikan proletaryası da, Amerikan işçilerinin yanında, Latin Amerika’dan, Asya’dan ve başka uluslardan gelen işçilerden oluşuyor. Aynı gerçek, Türkiye ve Kürdistan proletaryası için de doğrudur. Bu somut durumdan, bu gerçekten hareketle komünist parti, ulus esasına göre değil, sınıf esasına göre örgütlenir. Bazı ülkelerde, sosyalist, komünist partiler belirli bir ulus ismini almış olsa da, sınıf temeli ulussuzluğun yanıdır. Çok uluslu ülkelerde işçi sınıfı partisi, enternasyonal örgüt tipine göre örgütlenir.

 

Eylemsel Enternasyonalizm

Statükocu sosyalist ve komünist partilerin kendi aralarındaki lafa dayalı enternasyonalizmin yanında eyleme, ortak mücadeleye dayanan devrimci enternasyonalizm, her zaman var olagelmiştir. Yakın tarihte devrimci enternasyonalizm baskın konuma geldi. Eylemli devrimci enternasyonalizm, emeğin evrensel kurtuluş kavgasına itiş veriyor.

Avrupa proletaryasının, ezilen halklarla pratik dayanışması etkileyicidir. Proletarya, devrimci gençlik hareketi ve özgürlükçü kadın hareketi Filistin halkıyla, Filistinle yıllardır aktif dayanışma içinde. Avrupa’nın dayanışma eylemleri, bütün ezilen halklara ve baskı altında olanlara dönüktür. Bunda Marksist-Leninist ideolojinin, devrimci komünist hareketin etkisi çok açıktır. Bunun yanında, Avrupa proletaryasının bir bölümünün ezilen uluslardan gelmiş olmasının, ezilen halklarla güçlü bağlarının olmasının da etkisi var.

Enternasyonal dayanışma ve ortak mücadele, kitleleri dönüşüme uğratıyor, onları gerçek anlamda toplumsal devrimin temel güçleri haline getiriyor. Enternasyonal görevlerini yerine getirmek uğruna saldırıya uğrayan, vurulan, yaralanan, işsiz kalan, hapse atılan bu insanlardan yeni bir insanlık ve yeni bir gelecek doğuyor.

Enternasyonalizm, yalnızca belirttiğimiz sorunda sergilenmiyor, birçok sorunda yaratıcı ve zengin örnekleri ortaya koyuyor. Nerede bir antikapitalist, antiemperyalist ve antifaşist başkaldırı patlak verse, orada enternasyonal dayanışma ve birlikte mücadele kendisini gösteriyor. Venezuela ve Küba’yla dayanışma, yaratıcılığın başka örnekleridir. Dünya devrimi bu temelde ilerliyor.

 

Devrimi Merkeze Almak

Emperyalist kapitalist sistemde yakın tarihte, olaylar bakımından, tarihin en zengin dönemi yaşandı. Küresel başkaldırı ve her ülkede gerçekleşen sayısız eylem, eski dünyanın çöküşünü hızlandırdı. Tüm bu olayların hedefi aynıdır: Devrim yapmak ve toplumu dönüştürmek. Yakın tarihteki olaylara asıl önemini kazandıran, devrimi merkeze almasıdır.

Devrimci durumun doğduğu, kitlelerin bu durumu sürdürmede kararlılık gösterdiği, halk ayaklanmasının genel bir biçim haline geldiği ve çözüm yöntemi olarak öne çıktığı koşullarda, mesele devrim hakkında yazmak değil, devrimi yapmaktır. Türkiye ve Kürdistan’da devrimci mücadele, on yıllarca bu anlayışla hareket etti. Bu topraklarda teori de gelişti, fakat devrimci pratikle birleştirilerek. Teori ve pratik ve bunların birliği devrimi merkeze almıştır.

Bugüne kadar, devrim ve sosyalizm adına teoride, politikada, sanat ve edebiyatta, proletaryanın sınıf mücadelesi tarihinde ve devrim tarihinde çok şey öğrendik. Büyük bir teorik pratik birikimimiz var. Devrimin güncel olduğu, devrimi bütün mücadelenin merkezine aldığımız bir süreçte devrim ve sosyalizm adına ne öğrenmişsek, devrim için pratiğe geçirme zamanı.

 

Değişen Halk Kavramı

Halk kavramının üstünde durmayacağız burada. Tarihteki değişimini değil, güncel değişimini ele alacağız. Halk farklı sınıf ve toplumsal gruplardan oluşur. Proleter ve proleter olmayan emekçileri kapsar. Günümüzde, ücretli emekçiler, işsizler halkın çoğunluğunu oluşturuyor. Halk kavramı, küçük ve orta köylülüğü de kapsar. Halk kavramı nüfusun daha geniş kesimini kapsayacak şekilde tanımlandığı için, halk derken, emekçi halk kavramını kullanıyoruz. Emekçi halk, devrimden ve toplumun ilerici dönüşümünden yanadır. Yalnızca bu yönde bir eğilim taşımaz, toplumun köklü dönüşümü için mücadele yürütür.

Halktan milyonlarca insan, yıllarca faşizme, kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele verdi. Çağdaş halk olarak, gericilikle hesaplaşmıştır. Toplumu dönüştürmek uğruna en şiddetli ve en çetin mücadelelerden geçti. Yakın tarihte aralıksız dövüştü. Dövüşürken dönüştü. Düşüncesinde köklü dönüşüm oldu. Bu insanlar oluşturuyor halkı. Mücadelenin başlangıcında öncülerden, bir avuç insanın iradesiyle sınırlı olan devrim, artık milyonların ortak iradesine dayanıyor. Bu insanlar 70’lerden bu yana süren devrimci mücadelede yetişti. Halk, yarım yüzyıldan fazla bir zaman militanca savaşan insanlardan oluşuyor. Kitlelerin çoğunluğunun devrimci savaşçı olduğu söylenemez. Ancak, devrimci kitleler nicel olarak ve nitel olarak büyük bir güçtür. Bu gerçek devrimin büyük bir güce dayandığını ortaya koyuyor. Devrimci stratejiyi temel devrimci hedefleri gerçekleştirecek bir güç. Halk kavramındaki değişimi doğru kavramalıyız. Devrimci kitleler, yüksek bir politik bilinçle, zengin savaşım deneyimine sahip ve hareketi zafere taşıyacak, sonuca götürücü bir savaş kapasitesini temsil ediyor.

 

Devrimin Proleter Sınıf Doğası

Devrimin yükselişi tartışmasız bir gerçek. Proleter sınıf doğasını kavramadan, devrimin yükselişini kavramış olmayız. Genel devrimci mücadele, emek-sermaye mücadelesi ekseninde gelişiyor. Çünkü sınıf mücadelelerinin temelindeki sınıf çelişkileri, bu topraklarda hep keskin olmuştur. Sınıf uçurumu çok büyüktür. Savaş, gerçek anlamda karşıtların arasında kıyasıya ve şiddetli geçmiştir.

Proleter sınıf doğasını anlamak için, sınıf doğasının keskin olduğunu anlamamız gerekiyor. İnsan doğası nasıl değişebiliyorsa, proleter sınıf doğası da değişim gösterir. Teorik, siyasal yetenek, bu değişimi anlamaktır. Proleter sınıf doğası temelindeki uzlaşmaz sınıf çelişkilerinin keskinleşmesiyle bağıntılı olarak daha da keskinleşiyor. Bizi zafere götürecek olan, sınıf mücadelesinin keskinleşmesidir. Sınıf mücadelesinin devrimci biçimler alması, sınıf mücadelesinin keskinleşmesini yansıtır. Yeni bir geleceğin güvencesi, proletaryanın devrimci savaşıdır.

 

Gerçek Bakışla Kuşanmak

Marksist tarihsel gelişme bakış açısından bakmayanlar, dinin eleştirisini, onun maddi temelinden bağımsız olarak yapıyorlar. Oysa dinin eleştirisi, dinin maddi temeli olan özel mülkiyetin eleştirisinden ve ortadan kaldırılmasından ayrı görülemez.

Dinin eleştirisi, burjuvazinin sınıf egemenliğinden ayrılamaz. Çünkü burjuva egemenliği, dini de kapsar. Bizim görevimiz insanları, sermayenin maddi diktatörlüğünden ve dinin manevi diktatörlüğünden kurtarmaktır.

Marksist bakış açısına sahip olanlar, dinin gerici iktidarı karşısında, gerici burjuva cumhuriyetini savunma durumuna düşmezler. Tekelci sermayenin egemenliğinden daha ileriye, oradan halk demokrasisine ve sosyalizme giderler. Burjuva cumhuriyeti, feodalizme karşı mücadelede soyluların egemenliğine karşı ilerici bir rol oynadı. Ama bu, Engels’in deyimiyle, henüz cumhuriyetin küçük “c” ile hazırlandığı zamanlardı, henüz cumhuriyet büyük “C” ile yazılmamıştı. Marksist bakışla burjuva cumhuriyeti:

Burjuva cumhuriyetin açıkça kabul edilen amacı, sermayenin yönetimini, emeğin köleliğini sürdürmek.” (Marx)

Görevimiz insanlara gerçek bakışı, Marksizm-Leninizmi kazandırmaktır. Bağımsız Marksist-Leninist bakışla kuşanan insanlar, burjuva egemenliğini yıkarak daha ileriye, sınıfsız sömürüsüz topuma kadar gidecektir.

 

İşçi Önderler

Devrimci işçiler partisinin görevi işçi sınıfını, halk kitlelerine ve devrime önderlik etmek üzere hazırlamaktır. Hazırlık teorik, politik, örgütsel, pratiktir. Toplumu dönüştürmeye yönelik devrimci mücadele içinde işçi önderler yetişir ve yetişmiştir. 12 Eylül’de Buca zindanında idam edilen Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun ve Necati Vardar işçi önderleridir. İşçi sınıfı kendi içinde devrimci önderler çıkarmadan kurtulamaz. İşçiler, uzun soluklu sınıf mücadelesinde, kendi içinden birçok işçi önderi çıkardı. Devrimci işçi önderler, mücadelenin her cephesinde işçileri örgütlüyor ve savaşıyorlar. Sınıf bilinçli parti, işçi önderlere dayanarak işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin içinde toplumsal bir güç durumuna gelir.

İşçiler devrim ve sosyalizm mücadelesinde akıl gücü ve güçtür. Marx, Engels, Lenin proletaryanın entelektüel yeteneğine her zaman büyük bir güven duydular. O büyük eserleri proletarya için yazdılar. Bir toplumsal sistem olarak sosyalizm, işçilerin düşün, bilim ve sanattaki entelektüel yeteneğini gösteriyor.

İşçi önderler, proletaryanın sınıf mücadelesinin en iyi geleneklerinin temsilcisidir. Kendi içinde işçi önderler çıkaran proletaryanın zaferi kesindir.

 

Bir Çözüm Yöntemi Halk Ayaklanması

İlerici, devrimci halk ayaklanması, emekçi ve sömürülenlerin tam kurtuluşu yolunda, bir çözüm yöntemi olarak kullanıldı. Genel ve birleşik halk ayaklanması her yerde halkın başvurduğu bir çözüm yolu olarak, bir devrim yöntemi haline gelmiştir.

Kapitalizmin temel çelişkisi, emek-sermaye çelişkisidir. Çelişkinin gelişmesi, olgunlaşması ve keskinleşmesi, çözümünü dayatmıştır. Devrim ve devrimle bağıntılı olarak, halk ayaklanması çelişkinin negatif çözümüdür. Proletaryanın kurtuluşu için, daha ateşle açılacak çok yolu var. Kurtuluş yolunda iktidarın devrimci yoldan ele geçirilmesi –ki ele geçirme zoru gerektirir– çelişkinin negatif çözümüdür. Bütün halkların devrimci ayaklanmaya başvurması, emperyalist-kapitalist sistemden sosyalizme geçişte, çelişkinin negatif çözümünün geçerli bir çözüm olduğunu gösteriyor.

Halklar kapitalist dünyanın her köşesinde devrimci ayaklanmaya daha sık başvurmaktadır. Bunun nedeni, kapitalist toplumun bugünden eski toplum haline gelmiş olmasıdır. Eski toplum, insanların çağdaş gereksinimlerini karşılamıyor. Bu ise, devrime başvurmanın başlıca gerekçesidir. Çağdaş gereksinimi karşılamak insanca yaşayacağı koşullara kavuşmak, insanların yakıcı özlemidir. İnsanlarda yeni bir gelecek özlemi yaratan eski toplumdur. Bu toplumun sürmesi, gelecek özlemlerinin daha da karmaşık yakıcı hale gelmesi demektir. Maddi koşullar, yeni bir gelecek kurmak için yeterince olgunlaşmıştır. Geleceğin kapıları devrimci, genel halk ayaklanmasıyla açılır.

 

Devrime Ne Öğrettik?

Devrim, kitlelerin kolektif dehasını yansıtır. Kitleler, devrime yalnızca özlemleri, arzularıyla katılmazlar; eylemleri, örgütlenmeleri ve dehalarıyla katılırlar. Bugüne kadar sınıf mücadelesinde edindikleri birikimleri katarlar. Böylece devrimin başarısı güvenceye alınmış olur.

Proletaryanın sınıf mücadelesi tarihinden ve sosyalizm tarihinden çok şey öğrendik. Tarihin lokomotifi olan devrimlerden çok şey öğrendik. Önceki devrimci komünist kuşaklar bize, zengin mücadele gelenekleri bıraktılar. Önceki kuşakların edinemeyecekleri mücadele birikimine sahibiz. O halde, biz daha ileri gideceğiz ve onların başlattıkları bu büyük eseri tamamlayacağız. Devrimci  amaç lafla gerçekleşmez. Tarih yeni gelişmelerle, değişim ve dönüşümle, devrimlerle ilerler. Biz, örgütlenme ve eylemde yeni gelişme sağlayarak, büyük eseri tamamlayacağız. Üretken yaratıcılık olmadan eylem ve örgütlemede yeni gelişmeler sağlayamayız.

Gezi Haziran Halk Ayaklanmasında ve 19 Mart Halk Ayaklanmasında eylemde ve örgütlenmede yeni biçimler yaratıldı. Sosyal ilişkilerde yeni tip ilişkiler gelişti. Komite, komün, doğrudan demokrasi, hareketli yaşam tarzı, kolektivizm devrime öğrettiğimiz ve kazandırdığımız yeni değerlerdir. Ama oluşum devam ediyor. Proletaryanın sınıf savaşı, yeni yaratıcılıklar sergileyecektir.

Ayaklanmada yaratılan yeni değerlerin birçoğu ilk haliyle, önceden ortaya çıkmıştır. Bugünkü kuşakların yaptığı, bunları geliştirmek, yeni yönler katmak ve daha ileri örneklere dönüştürmektir. Devrim aynı zamanda kolektif çabadır. Tüm çabalar bizi henüz sonuca götürmediğine göre; yola devam edeceğiz, ileriye daha ileriye gideceğiz.

 

Plan Yöntem ve Değişen Koşullar

İşçi sınıfı partisi planlı ve yöntemli çalışır. Planlı ve yöntemli çalışmayan bir örgüt, rastgele faaliyet sürdürür ve oradan oraya sürüklenir. Olaylara yön veremez. Örgütlenmede, kitle çalışmasında, politik alanda önüne belirli hedefler koyan parti, hedeflere ulaşmak ve daha iyi sonuçlar almak için planlı ve yöntemli olarak pratiğe girişir. Konan pratik, kör pratik olmaz; hedefli ve yöntemli bir pratik olur. Örgütlenmede, kitle içinde parti çalışmasında, hedeflenen momente ulaşmada yöntemli çalışmayan bir parti çalışması sadece verimsiz olmaz, aynı zamanda yıpratıcı olur.

Fakat, olayların gelişimi şartlarda değişim, bizim dışımızdaki yeni gelişmeler, tüm planları bozabilir. Değişen koşulları karşılamayan en iyi plan bile işe yaramaz. Devrimci sınıf partisi, kendi dışındaki gelişim ve değişimleri daima göz önünde tutar, çalışmasını hemen yeni duruma uyarlar. Değişen koşullara göre yeni görevler, yeni hareket tarzı ve yeni çalışma biçimlerini ortaya koyma yeteneğini gösterebilmeliyiz.

Olaylar çok hızlı değişiyor. Her gün yeni şeyler oluyor. Tarih çok hızlı yaşanıyor. Güncel olan bir şey kısa sürede tarih oluyor, tarihe karışıyor. Kısa zamana sadece çok olay sığıyor gerçeği küresel ölçekte yaşanıyor. Yaşamın gerçekliği önümüze yeni görevler, yeni planlar ve yeni mücadele biçimleri çıkarıyor. Tarih, düşündüğümüzden başka biçimde gerçekleşebiliyor. Biz de buradan hareketle yeni sonuçlara varacağız. Hedefe varmanın sayısız yolu karşımıza çıkabilir. Bir yol bizi hedefe götürmüyorsa başka yollar açarız: Dağın zirvesine çıkmak için hangi yolu denersek deneyelim yine de belli bir yöntem kullanmamız gerek.

 

Devrimin Güncelliği ve Kitle Hareketi

Devrim ve kitle hareketi, birbirini tamamlayan iki açıdan ele alınabilir. İlki, kitle hareketlerinin devrim boyutunda ele alınmasıdır, ikinci olarak da devrimin kitle hareketleri boyutunda ele alınmasıdır.

İşçi hareketi, kadın hareketi, gençlik hareketi, köylü hareketi devrim boyutunda, yani devrimle ilişkili olarak ele alınmazsa, hareketin derinliği ve kapsamı anlaşılamaz. Kitle hareketi, kapitalizmin sonuçlarına karşı basit bir tepki ve protesto olarak görülür. Oysa kitle hareketi, burjuva sistemin sadece sonuçlarına karşı gelişmiyor, hareket burjuva sistemin kendisine karşı gelişiyor. Bu açıdan bakıldığında, kitle hareketinin devrimci kitle hareketi olarak gelişim gösterdiği görülecektir.

Kitle hareketi boyutunda devrim; kitle hareketinin yaptığı eylemler devrimi oluşturuyor. Devrimi gündeme getiren koşulların nesnelliği verili bir durumdur. Nesnel toplumsal koşulların yanında öznenin eylemleri devrimi güncelleştirdi. Kitle hareketi birçok yerde ayaklanma biçimi aldı ve yakın tarihte görüldüğü gibi, birçok yerde devrimi dönüştürdü. Kitleler ısrarlı ve kararlı eylemleriyle, devrimci krizi ayakta tuttu. Latin Amerika’da ve Kuzey Afrika’da devrimci durumu devrime dönüştürdüler. Kitlelerin sokak eylemleri olmadan, barikatlar kurulmadan, ayaklanmalara başvurmadan yakın zamanların devrimlerinin hiçbiri gerçekleşmezdi.

Burjuvaziyle uzlaşma zeminini terk etmeyenler kitle hareketinin devrimci niteliğini ve tarihte oynadığı rolü yok sayıyorlar, en hafifi göz ardı ediyorlar. Böylece devrimi bilinmez zamanların sorunu olarak görüyorlar. Oysa devrim günceldir ve devrimci kitle hareketinde, proleter iç savaşta gelişiyor.

 

Devrim Potansiyeli

Devrim ve sosyalizmin kitlelerin içinde ne kadar derin kök saldığını, insanların bilincinde ve kalbinde ne denli sağlam bir yer edindiğini anlamak için, sürekli büyüyen devrim potansiyeline bakılmalı. Yarım yüzyılı aşan bir zaman boyunca faşizme, tekelci kapitalizme ve emperyalizme karşı sayısız eylem yapıldı. Bugün, önceki yıllarla karşılaştırılmayacak denli yoğun eylemlilik içindeyiz. Yakın zamanda önemli ayaklanmalar gerçekleşti. Şimdiye kadar yapılan eylemler devrim potansiyelini tüketmedi. Tersine, her yeni eylem daha çok potansiyeli harekete geçirdi. İşçi sınıfının zaferine dek bir dizi devrim gerekebilir. Bir dizi devrim, devrim potansiyelini tüketmediği için, devrim zafer yüzü görecektir. Devrim potansiyeli bir atımlık barut değildir. Emekçi kitlelerin özlemleri, arzuları, amacı gerçekleşene değin tekrar tekrar patlar.

Ezilen ve sömürülenlerin yaşam koşullarının hızla daha da kötüleşmesi, fabrikalarda, iş yerlerinde despotizmin tüm katılığıyla uygulanması, siyasi baskının, devlet terörünün boyutlanması, bugüne kadar sermaye partilerinin etkisinde kalan kitlelerin düzenin karşısına geçmesine, saf değiştirmesine yol açtı. Gün gün daha çok insan devrimci kavganın sıralarında yerini alıyor.

Şimdiye kadar büyük bir potansiyel harekete geçmesine rağmen, potansiyel gücümüz bununla sınırlı değildir. Bundan sonra yeni yeni insanların, büyük güç halinde eylemlere katılacağı kesindir. Bu büyük potansiyeli harekete geçirecek olan devrimin kendisidir. Bu kadar büyük potansiyeli harekete geçiren gerçek devrimci pratiklerdir. Dünyayı köklü olarak dönüştürme pratiği gelişecektir.

 

Tarihin Hızlanması

Tarihin hızlandığını çeyrek asırdan fazla bir zamandır yazıyoruz. Bunu, “tarih artık kısa tarihtir” biçiminde ifade ettik. Tarih bundan sonra daha hızlı akacaktır; yani tarih, daha kısa tarih olacaktır.

Tarihi hızlandıran başlıca iki etken vardır: İlki nesnel olandır. Diğeri sınıflar mücadelesidir. Dünya tarihi, gerçek dünya tarihi olalı tarih daha hızlı ilerliyor. Karşılıklı bağımlılık, maddi koşulların ileri derecede gelişmesi, yani ileri tarihsel koşullar, bilim ve teknikte büyük gelişme, vb. vb. dünya tarihini hızlandıran nesnel etkenlerdir. Kitle iletişiminin ulaştığı ileri düzey, yeni bilimsel gelişmeler, bilimin teknik uygulanması tarihi hızlandırıyor.

Anlatılanlar işin bir yanıdır. Dünya tarihini hızlandıran diğer etken olan sınıf mücadelesi günümüzde çok yoğun ve hızlı ilerliyor. Tarih, sınıf mücadelesi tarihidir. Sınıf mücadelesinin yoğunlaşması ve yükselmesi, tarihin hızlanması demektir. Üretici güçler, doğa, kapitalizmin zincirlerinden kurtulduğunda, insanlığın ilerlemesi daha da hızlanır.

Tarihin hızlanması, proletaryanın ve insanlığın yararınadır. Çünkü koşulları insanlık dışı olan şu tarih öncesi dönem çabuk kapanacak ve insanca olan tarih dönemi başlayacak. İnsanlık tarihini başlatmanın bütün koşulları var. Sınıf mücadelesini güçlendirerek ve devrime kadar vardırarak, yeni bir başlangıç yapabiliriz. İnsani bir tarihi, sınıf mücadelesi ve devrimle başlatabiliriz; çünkü devrimler tarihin lokomotifidir.

Tarihin hızlanması, işçi sınıfı hareketi ve işçi sınıf partisi için şu anlama gelir: Değişen durumun analizi daha kısa aralıklarla yapılmalıdır.

 

Bugünkü Durumu Tersine Çevirmek

Bu konuda görüşlerimizi ortaya koyduktan sonra; görüşlerimiz bazıları tarafından alınıp kullanıldı. Bugüne kadar görüşlerimizin başına gelen, bir kez daha bizi şaşırtmadan yinelendi. Yukarıdaki başlık ufak değişikliklerle işlendi. Fakat, içeriğinden soyundurularak. Teorik temellendirme yapmadan. Tersine çevirme anlık durumunu, ya da bir olgunun bazı yönlerinin basit biçimde değiştirilmesi olarak kullanıldı. En ileri nokta olarak da hükümet değişikliği biçiminde kondu. Onlar buna görüş diyorlar. Oysa yaptıkları, başkaları tarafından açıklanan görüşleri alıp kendi yazılarına aktarıyorlar. Aktarmacılık görüş değildir.

Bugünkü koşulları tersine çevirme; kapitalizmin insanlık dışı koşullarını tersine, yani insani koşullara dönüştürme, diyalektik mutlak olumsuzluk sayesinde konabilir. Her şey karşıtına gebe, her şey karşıtına dönüşür diyalektik yasasına dayandırılır. Lenin’in 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında formüle ettiği “emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürelim” sloganı, olumsuzlamanın olumsuzlanması diyalektik yasasına dayandırılmıştır.

Bugünkü durumu tersine çevirmek, anlaşılacağı gibi, bugünkü kapitalist toplumun yerine daha üstün bir toplum olan sosyalizme geçilmesini ortaya koyuyor. Bu ise son derece devrimci bir görevdir, toplumsal devrimi gerektirir.

 

Devrimci Bakış

Toplumsal yaşamın, toplumsal ilişkilerin ve sınıf çatışmasının belirli yönlerini ara sıra yansıtan görüşlere rastlıyoruz. Bu onlar hakkında net bir fikir vermez. Durumlarını anlamak için görüşlerinin bütünlüğüne bakılmalı. Reformist sosyalistlerin durumu budur. Reformistler gerçeklik hakkında bazı yanıltıcı laflar eder fakat ettikleri laflar görüşlerinin bütünlüğü içinde tüm anlamını yitirir. Marksist-Leninistler olaylara devrimci bakışla bakar. Devrimci bakışları bütünseldir. Bütünsel bakış açısı olmadan bir devrim programı ortaya koyamazlardı. Yine bütünsel bakış açısı olmadan politik taktik ve strateji geliştiremezlerdi. Devrimci bakış açısı olmadan her gün gözlerimizin önünde yapılan eylemlerin derinliği ve kapsamı, doğru olarak değerlendirilemez. Proletaryanın devrimci sınıf partisi Leninist Parti’nin görüşlerinin bu denli dikkat çekmesi ve etkili olması, bütünsel devrimci bakış açısından ileri geliyor.

 

Sınıf Bilinci ve Sosyalist Bilinç

Sınıf bilinci, işçilerin içinde olduğu sömürü toplumunun ve bu toplumda kendi sınıf durumlarının bilincinde olmaktır. Fakat kapitalist toplum geleceğin, daha ileri toplumunun maddi koşullarını da içinde taşır. O halde sadece çökmekte olanın değil, doğmakta olanın da bilincinde olmak gerekir.

Geleceğin toplumu hakkında konuşmak için bugünkü toplumu bilmek gerekiyor. Bugünkü toplumu anlamadan gelecek üzerine ne söyleyebiliriz ki? Çünkü geleceğin toplumunun ögeleri bugünkü toplumda boy verir. Bugünkü toplumun bilincinde olmak, karşıtların sınıf savaşımının bilincinde olmaktır. Çünkü kapitalist toplum, karşıtların birliğine ve savaşına dayanıyor.

Yalnızca her şeyin karşıtına gebe olduğunu anlamak yeterli değildir, aynı zamanda her şeyin karşıtına dönüştüğünü de anlamak gerekiyor. Çünkü çağımızda eski toplumun yanında yeni toplum da bir gerçekliktir. O halde çağımızın gerçekliğinin bilincine varmak, her iki toplumu da anlamak demektir. Ancak bu yolla yeni çağı bütünlüklü değerlendirerek gerçekliği doğru olarak, tam olarak açıklamış oluruz. Bu bakış açısıyla, sınıf bilincini sosyalist bilincine yükseltmiş oluruz.

Çağımızın gerçekliğine bütünsel bakmadan, işçi sınıfının kurtuluş programı yazılamaz. Çünkü sadece neyi yıkacağımızı ortaya koyarak işçi sınıfı kurtulamaz; yıkacağımızın yerine neyi koyacağımızı da net olarak bilmeliyiz. Sorun şu şekilde konmaz; kapitalizmi yıkarak sosyalizme geçmek. Doğrusu şudur: Sosyalizme geçme amacı için kapitalizmi yıkmak.

 

Nesnel Dünyanın Eleştirisi

İktidarın dinci gerici, faşist saldırılarını ve şiddeti yoğunlaştırması karşısında bir tepki olarak, dinci gericiliğe karşı bir eleştiri kampanyası yükseltildi. Bu kampanya istenilen sonucu getirmiyor. Çünkü gerici ideolojiye karşı mücadele eleştiri, nesnel dünyanın eleştirisinden ayrı tutuluyor. Başarılı olması için gerici ideolojiye karşı eleştiri, bunun maddi-sınıfsal temellerine karşı mücadeleye kadar götürülmelidir. İdeolojiyi maddi temelinden bağımsız görmek idealist yaklaşımdır. Karşı tarafı eleştireyim derken onun değirmenine su taşımış olursunuz. Burjuva ideolojisine yaslanarak dinci gerici ideolojiye karşı eleştiri yapamazsınız. Dinci gericiliğe karşı MİLİTAN MATERYALİZM ile mücadele edilir. Çünkü materyalizm idealizme karşıttır.

Burjuva gericiliğin, dinci gericiliğin etkisinde kalan insanları, gericiliğin burjuva ideolojisini eleştirerek bu etkiden kurtarabilirsiniz. Bunu materyalizmle yapabilirsiniz. Bunu bireysel olarak yapabilirsiniz. Fakat burjuva üst yapı, alt yapıyı, toplumsal kurumu ortadan kaldırmadan aynı temellerin üzerinde yeniden oluşur. Eski toplumun bütünsel olarak yıkılması ve yeni ve daha ileriye geçiş bütünsel toplumsal devrim sorunudur.

 

Eleştirel Devrimci Pratik

Devrimci teori eleştireldir. Diyalektik, devrimci yani eleştireldir. Devrimci pratik, kapitalist sistemi ortadan kaldırmaya yönelik pratik eylemdir, eleştireldir. Açıktır ki bireylerin pratiğinden değil, kitlelerin toplumsal pratiğinden söz ediyoruz. Devrimci pratiğin amacı, burjuvazinin sınıf egemenliğini yıkmak ve yerine sosyalizmi inşa etmektir. Sosyalizmin kapitalist sistemin yerini alması, tarihin devrimci eleştirisidir. Tarihsel eleştiri, kitlelerin devrimci pratiğini yarattığı bir durumdur.

 

Yeni Dönemin Çizgileri

Yakın tarihin belirgin çizgisi yeni bir toplumsal devrimler çağına girmiş olmamızdır. Bunun en ikna edici göstergesi, dünya devriminin hızlanmasıdır. Dünya devrimi halk ayaklanmaları, küresel iç savaş ve ülkelerde gerçekleşen devrimler üzerinden yürüyor.

Sınıf mücadelesinin yoğunlaşması ve yükselmesine bağlı olarak tarihsel süreç hızlı akıyor. Dolayısıyla her şey hızla karşıtına dönüşüyor. Burjuva sistemin etkisinde olan kitleler, hızla burjuva güçlerin karşısına geçiyor, yeni yarınlar yolunda; anti kapitalist ve anti emperyalist başkaldırı, ülkelerde ve küresel düzeyde yeni kitleleri kendine çekiyor. Ezilen ve sömürülen kitlelerde görülen yaygın cesaret dönemin belirgin çizgileridir.

İçinde olduğumuz dönemin belirgin bir çizgisi gerçek bakışın daha çok kimsenin bakışı haline gelmesi. Dolayısıyla insanlar çevresine ve olaylara yeni bir farkındalıkla, daha bilinçli olarak bakacaklardır. Bu durum geniş kitlelerin devrime uyanmasına ve eyleme geçmesine yol açıyor. Devrim politik ve pratik bakımdan olduğu gibi entelektüel olarak da güçleniyor.

Kapitalist sistemin temel çelişkisi olan emek-sermaye çelişkisi olgunlaşmış ve keskinleşmiştir. Bu durumun doğması kapitalist üretim sisteminin çözülüp dağılmasını ve çöküşünü getiriyor.

 

Kopuşu Doğru Kavramak

Düşünsel planda yeni bir şey üretemeyen statükocular, devrim ve devrimci toplumsal dönüşüm kavramlarının içeriğini boşaltıp onu boş laf yığınına çeviriyorlar. Aynı şeyi “Kopuş” kavramı için de yapıyorlar. Kopuşu yalnızca eski toplumdan ideolojik kopuş olarak değil, eski toplumsal sistemden tarihsel, toplumsal bir kopuş olarak anlamak gerekiyor. Eski toplumdan köklü kopuş devrimle olur. Devrim hem eski toplum başka biçimde yıkılmadığı için hem de devrimi gerçekleştirenlerin kendisini dönüştürdüğü için zorunludur. Burada kopuş, bir toplumsal sistemdir, başka, ilerici bir toplumsal sisteme geçiş anlamında, eski olandan kopuş sağlanır.

Eski olandan köklü toplumsal kopuş şu değildir: Feodal toplumdan kapitalist topluma geçişte, bir özel mülkiyet biçiminden başka bir özel mülkiyet (kapitalist) biçimine geçiştir. Bir sömürü düzeninden başka bir sömürü düzenine geçiştir. Bu sömürücü azınlığın toplumun çoğunluğu üzerindeki egemenliğinden (monarşi) başka bir sömürücü azınlığın egemenlik biçimi olan Cumhuriyete geçiştir. Bir sınıflı toplumdan başka bir sınıflı topluma geçiştir. Burjuva toplum ve onun en iyi politik biçimi olan burjuva cumhuriyetinde kadınların köleliği devam eder. Burjuva toplumda olan şey, kadınlar ile erkeklerin yasa karşısında biçimsel eşitliğidir. Biçimsel eşitlik kadınların gerçek eşitsizliğinin üstünü örter. Gerici burjuva cumhuriyetçiler bu gerçeğin üstünü örtmeye çalışıyor.

Görüldüğü gibi proletaryanın devrimci köklü toplumsal kopuşu ile gerici burjuva cumhuriyetçilerin kopuş kavramı arasında temel, özsel bir fark var. Proletaryanın eski olandan devrimci kopuşu, tarih öncesiyle tam kopuştur, tarih öncesi toplumun olan burjuva toplum ve onun kurumlarından kopuştur. Tarih öncesine meydan okumaktır.

Proletaryanın toplumsal devrimi, sosyalist devrim, tarihin en köklü toplumsal dönüşümünü gerçekleştirdiği için bütün zamanların en büyük devrimidir.

 

Görüşlerin Doğrulanması

Yalnızca işçilerin güncel sınıf mücadelesini değil, insanların bugün içinde bulunduğu durumu kuşatan, toplumsal gelişim ve değişimi bilimsel ve doğru olarak yansıtan görüşlerimiz, kitle hareketinin önünü açıcı niteliktedir. Kitlelerin hareketinin önünü aydınlatmak, ne yöne gideceğini bilmek bakımından temel önemdedir. Görüşleri ileriye doğru olan gelişmeyi ana çizgileriyle verdiğinden, yarında kitlelerin önünü aydınlatır. Denebilir ki, çağın temel dinamiklerini, itici güçlerini kuşatan görüşler, kendi zamanından çok ilerideki zamanlarda yaşam buluyor. Bunun nedeni aslında açıktır; çağın oluşumu ilerledikçe kitlelerin zengin toplumsal pratiğine bağlı olarak çağ olgunluk kazanır. Bu görüşlere yaşam veren, çağın olgunlaşmasıdır. İlk belirtileri ortaya çıkan gelişme olgunlaşıp son halini aldıkça, gelişmeyi doğru analiz eden görüşler, gelişimin kendi ilerlemesi, olgunlaşması tarafından doğrulanır.

Doksan başında ABD emperyalizminin dünya hegemonyasının çöktüğünü ve o “altın çağını” bir daha ancak rüyasında görülebileceğini yazdık. ABD’nin bu yönde belirttiğimiz durumu çok daha belirgin olarak ortaya çıktı. Bu konudaki görüşlerimiz, bugün de kitlelerin önünü aydınlatıyor.

 

İleri Noktadan Devam

Proletarya ileri tarihsel koşullarda, daha ileri bir noktadan devam eder. Çünkü tarih kendi gelişimi içinde bazı sorunları kendi tarzında çözer. Bu duruma bağlı olarak biz daha ileri hedefler koyarız önümüze. Bugünkü gelişme düzeyine gelmek için bir dizi gelişme yaşandı. Tarihsel gelişme, değişim ve dönüşüm insanların toplumsal pratiğinden ayrı görülemez. Hareket sürekli yeni uğraklardan geçer ve her tarihsel uğrakta yeni durumlar doğar. Her olayı yeni durumun kendi koşulları içinde ele alırız. Her ayaklanma kendi koşullarının ürünüdür. Hem öncekilerle bazı ortak çizgiler taşır hem farklılıklar gösterir. 19 Mart, Gezi ile ortak yönler taşısa da onun bir tekrarı değildi. Yarınki ayaklanmalar da yeni koşulların ürünü olacak ve yeni özellikler gösterecektir. Devrimci işçiler ve devrimci sınıf partisi, yeni durumları karşılayacak bir politik ve pratik yetenek göstermelidirler. Ayaklanma için doğru olan, devrim için de doğrudur. Her devrim, ortaya çıktığı ülkelerde, kendi koşullarının ürünü olarak ortaya çıkar. Devrimler farklı ülkelerde ve farklı tarihsel koşullarda farklılıklar taşırlar. Proletaryanın toplumsal devrimleri ortak özelliklere sahiptir. Fakat farklı yönleri de var. Daha iyi anlamak için bütünsel değerlendirme gerekir.

 

Birikimleri Zafere Çevirmek

Devrimin zaferine çevrilecek teorik, politik, pratik birikime sahibiz. Birikimimizi uzun süreli savaş, uzun iç savaş içinde edindik. Birikimimiz kendi mücadelemizin sonuçlarıyla sınırlı değildir. Genel olarak proletaryanın sınıf mücadelesi tarihinin ve sosyalizm tarihinin birikimleridir. Yeni yarınlara yürüyenler çok zengin entelektüel ve pratik eylem birikimine dayanıyorlar. Proletaryanın kurtuluş yolunda siyasal ve toplumsal hareketin yarattığı devrimci birikimi, ancak proletaryanın devrimci sınıf konumundan hareket eden devrimci-işçi partisi zafere çevirebilir. Çünkü işçi sınıfının entelektüel, toplumsal ve siyasal kurtuluş amacına ve programına sahip bir örgüt, önceki kuşakların birikimini en iyi biçimde değerlendirebilir. Çünkü önceki kuşakların yarattıkları değerler, devrimi güncel bir görev olarak önüne koyan bir partinin verdiği mücadelede tüm canlılığıyla uygulanır.

 

Eylem Dayanışma ve Yeni Yarınlar

Sermaye, siyasi iktidar, burjuva devlet emekçilerin eylemlerini bastırmak için gerici burjuva şiddete daha çok başvuruyor. Siyasal baskı, sistematik, sürekli ve yoğun olarak uygulanıyor. Yönetime göre baskı ve saldırılar, kendi egemenliğini güvenceye alıyor. Oysa şiddetli sınıf çatışmalarında yeni insan ve yeni insan ilişkileri doğuyor. Tam da bu sırada yeni bir gelecek biçimleniyor. Tam da bu süreçte yeni geleceği kuracak insanlar yetişiyor ve yetkinleşiyor.

Eylemlerin somut kazanımları ne olursa olsun, işçilerin devrimci sınıf mücadelesi açısından önemli olan yaratılan politik sonuçlardır. Yarınlara yürüyenler eylemlere bu açıdan bakarlar. Eylemlerin etrafında bir dayanışma hareketi örülüyor. Adı konmasa da pratikte bir dayanışma hareketi oluştu. Eylemler dayanışmayı yarattı; dayanışma eylemleri daha ileri itiyor ve güçlendiriyor. Dayanışma aynı zamanda yeni insan ilişkileri demektir. Dolayısıyla eylem sona erse de yarattığı ilişkiler kalıcı hale geliyor.

 

Örgüt Militanlık ve Önderlik

Devrimin zaferi için örgüt, eylem ve deha gerekir. İşçi sınıfının kurtuluşunu gerçekleştirebilmek için savaşan işçilerin devrimci sınıf partisi, tüm bu nitelikleri kendi yapısında somutlar. Parti, tüm bu nitelikleriyle işçi sınıfı hareketine önderlik edebilir ve işçi sınıfının kurtuluşunu ortaya koyan devrim programını yaşama geçirebilir. 20. yüzyıl toplumsal devrimlerini başarıya ulaştıran proletarya partileri ve diğer devrimci hareketler sözünü ettiğimiz nitelikleri taşıdıkları için sonuca ulaştılar.

 

Canlı Güçler

Proletaryanın sınıf mücadelesinin tarihi mücadele deneyimleri, toplumu devrimci yoldan dönüştürmek için savaşanların mücadelesinde canlıdır. Proletaryanın devrim tarihi, canlı güçlerde tüm canlılığını korur. Canlı güçlerde sınıf mücadelesinin en ileri örnekleri, süren canlı sınıf mücadelesine uygulanması gereken dayanaklardır. Yaşananlardan dersler, sonuçlar çıkarmak, devrimci komünist güçler için devrimi başarıya ulaştırmanın bir parçasıdır. Bu bilinçle hareket eden komünistler, proletaryanın devrim ve sosyalizm tarihi ile adeta iç içedir.

Küçük burjuva sosyalistleri için proletaryanın sınıf mücadelesi tarihi, sadece geçmişe aittir, ölüdür. Canlı sınıf savaşı, mücadelenin deneyimlerinden yaratılan en ileri örneklerden koparılır. Bu, proletaryayı silahlarından yoksun bırakmak demektir. Önüne, pratik olarak devrimi gerçekleştirmeyi koymayanlar, emekçilerin bugüne kadarki toplumsal pratiğini doğru olarak anlayamaz ve açıklayamazlar. Onlar için bu, sadece bilgi ve entelektüel tatmin konusudur.

Diyalektik, proleter devrimci komünist güçlerde canlıdır. Tüm canlılığıyla, teorinin politikanın ve pratiğin bütün alanlarına uygulanır. Diyalektik, dünyayı toplumu ve düşünceyi anlamada yol gösterici bir rol oynuyor.

 

Devrimin Meyvelerinin Gasp Edilmesi

Burjuvazi, yalnızca işçi hareketinin ve komünist güçlerin gelişmesini önlemek amacıyla baskının her biçimine başvurmaz; başka bir şey daha yapar: devrimin meyvelerine el koymak. Burjuvazi bunu çeşitli yollarla yapar; bu yollardan birisi sisteme karşı ayaklanan kitlelerin liderlerini devletin yönetim sistemine, parlamentoya çekmek, bu ayaklanma tehdidinden kurtulmanın en ucuz yoludur. Başvurulan diğer bir yol, başkaldıran halk kitlelerinin toplumda yarattığı değişim rüzgarını arkasına alarak, burjuva muhalefeti iktidara geçirmek ya da devrimin yarattığı ortamdan yararlanıp devrimin kazanımlarını gasp etme. Halk adına, iktidar adına son çeyrek yüzyılda bunun birçok örneğini gördük.

Devrimin meyvelerinin gasp edilmesini önlemenin gerçek yolu, işçilerin devrim ve iktidar hedefiyle hareket etmesi, burjuvazinin bütünlüğüne karşı bağımsız devrimci sınıf politikası izlemesi, sınıf pusulasını şaşırmaması, burjuva partilerin politikalarının sınıf anlamını ortaya koyması, onların attığı her adımı teşhir etmesi, devrimin önderliğini elden bırakmaması, hedefe ulaşana kadar devrimci mücadeleyi süreklileştirmesi, devrimin güncelliğinden iktidarı ele geçirmeyi güncel stratejik hedef olarak görmesi. Hedef: Emeğin Devrimci İktidarı.

 

Mücadele İleri Düzeyde

Egemen sınıf, devrimci kitlelerin ve komünistlerin ayaklanmayı örgütleme yeteneğine sahip olduğunu çok iyi biliyor. Yine devrimci güçlerin iktidarı almada kesin kararlı olduklarını ve bunun için hiçbir özveriden kaçınmadıklarını, iktidara geldiklerinde devrimin kazanımlarını koruyacak denli yetkin ve savaşçı olduklarını da sınıf savaşının yakın tarihinden öğrenmişti. Tam da bu nedenle, evet tam da bunun için, beklenen sonuç ile karşılaşmamak için, tüm gücünü harekete geçirmiştir. Şunu da anlamış durumda: Devrimci hareket, bugünkü noktadan geriye götürülemez. Fakat, bu durum devam ettiği takdirde egemenliği, gerçek bir egemenlik değildir.

Burjuvazi için açık olan bu durum, bizim için de açık olmalıdır. Devrim ve sosyalizm hareketi büyük bir güçtür. Devrimi başarabilir ve yerine geçecek yeni bir gelecek kurabilir. Strateji ve taktikler, politik yönelim, örgütsel konumlanış bu temsile dayanmalıdır.

 

İlkelerimizin ve Taktiğimizin Fırtınalı Süreçlerden Geçmesi

Devrim mücadelesi yarım yüzyıl boyunca olağanüstü koşullardan geçti. Sınıf savaşımı, uzun iç savaş biçimini aldı. On yıllarca iç savaş halinde olmak, olağanüstü bir durumdur. Devrimci pratik, olağanüstü koşullarda yürütüldü, biçimlendi. Düşüncelerimiz de olağanüstü koşullarda biçimlendi. Yoğun devrimci süreç, devrimci güçlerin savaş kapasitesini pekiştirdi. Tam da burjuvazi ile onların devletiyle savaşta yetkinleştik ve olgunlaştık. Sınıf savaşının en çetin süreçlerinden geçerek olgunlaşma, devrimi başarmada ulaşılan temel düzeyi gösteriyor.

Teorimiz, politikalarımız, taktiğimiz zorlu süreçlerden geçerek sınandı, doğruluğu olaylar tarafından kanıtlandı. İlkelerimiz, taktiğimiz Rosa Luxemburg’un sözleri ile “… Sessiz bir parlamenter süreçte değil, fırtınalı devrim sürecinden” geçerek doğrulandı. Bu topraklar, devrim toprağıdır. Koşullar devrime gebe yani devrimin nesnel koşulları oluşmuştur. Niteliğini belirttiğimiz öznel koşullar, nesnel koşullarla birleştiğinde, devrimci koşullar devrime dönüşür. Burada esas mesele, işçi sınıfının devrim yapma kararlılığını pratik eylemlerle göstermesi ve sınıf bilinçli partinin harekete önderlik etmesidir.

 

İçinde Zafer Taşıyan Hareket

Yeni bir dünya kurma mücadelesi, on yıllardır genel olarak kesintisiz biçimde sürüyor. Bu dönem, her bakımdan tarihsel diyeceğimiz olaylarla doludur. Eylemler yalnızca o anki somut sonuçları ile değil, yeni bir gelecek için verdiği itiş gücü açısından da değerlendirilmelidir. Toplumu dönüştürme bakış açısı, sorunu bu şekilde koyar. Eylemlerin bazıları başarılı olurken, bazıları başarısız oldu. 12 Mart ve 12 Eylül’de devrimci hareket bastırıldı. Bastırılan ya da başarılı olmayan eylemler de dahil, dönemin eylemler dizisi, içinde gelecek zaferleri taşır. Bugüne kadar tüm savaşçılığa rağmen sonuç alamadık. Fakat eylemler dizisi olmadan, hiçbir sonuç alınamaz Kitlelerin eylemleri sadece somut kazanımları ile değerlendirilemez. Somut kazanımımız yok diye eylemler boşa gitmiştir denemez. 20. yüzyılın toplumsal devrimlerinin öncesinde, devrimi hazırlayan sayısız eylem var. Rusya’da 1905 Devrimi yenildi, ancak içinde geleceğin proleter devrimlerinin zaferini gerçekleştirecek güçleri taşıyordu. Kapitalist dünyada 90 sonrası dünyanın birçok merkezinde patlak veren isyanlar, ayaklanmalar daha ileriye gidemediyse de, daha ileriye gidecek güçleri içinde taşıdığını ortaya koydu. Yeni yarınlar açısından önemli olan budur.

 

Her Koşulda ve Her Yerde Proletaryanın Kurtuluşu Diyenler

Dünya burjuvazisi, baskının bütün biçimlerine başvurarak, emperyalist kapitalist sisteme karşı ilerici devrimci biçimde ayaklanan emekçi kitlelere baş eğdirmeye çalışır. Devrim ve dünya devrimi hedefi ile hareket etmeyenler, proletaryanın zaferi ve proletaryanın kesin dünya zaferi amacı olmayanlar, bu baskılara bir biçimde baş eğer.

Kapitalist sistemin gücü ve sınıflar dengesini abartılı olarak sömürücü sınıf tarafından yana görenler, bu gerekçelerle reformizme yönelirler. Proletaryanın kurtuluşunun her koşulda her yerde savunmak ve her yönde savaşmak bunlara göre değildir.

Burjuva sistemin güncel durumu, reformistlerin gösterdiği gibi değildir. Çöküşte olan bir toplumsal sistem üzerinde, güçlü politik yapı kurulamaz. Burjuva sistem, toplumsal bir sistem olarak kriz ve çöküşteyken, politik yapı olarak da güçsüzdür. İdeolojik olarak ve hegemonya bakımından da krizde, çöküşte. Burjuva sistem, tam da tarihin en zayıf dönemini yaşıyor. Tam da bu tarihsel dönemde, emeğin evrensel kurtuluş hareketi yeni zaferler kazanabilir.